+90 532 282 67 59
27 May 2020
0 yorum
218

KBRN Savunmasının Önemi-2

Geleceğin savaşları ve terörist faaliyetlerinde mutlaka KBRN silahlarının, özellikle kimyasal ve biyolojik silahların kullanılabileceği konusu büyük bir olasılık dahilindedir. Coğrafyamızdaki ve dünyadaki mevcut olan KBRN tehdidine ait durumu da göz önüne alırsak, olası bir saldırıda sivil halkın kayıplarının, asker kişilere nazaran daha fazla olacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca günlük yaşamımız içerisinde de bu tür bir tehdide devamlı maruz kalmamız söz konusudur. Örneğin, kimyasal madde ithali, üretimi ve depolaması yapan sanayi kuruluşlarının sebep olabileceği kaza ve sızıntı ihtimalleri, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde, zaten elinde büyük bir kimyasal silah potansiyeli olduğu bilinen komşu ülkelerimizden bilerek veya yanlışlıkla da olsa ülkemize çeşitli yollarla getirilen KBRN silahı olabilecek maddelerle vatandaşlarımızın kazayla temas etme ihtimali, ayrıca dış mihraklarca sürekli senaryolaşan ve desteklenen terörist grupların, kimyasal- biyolojik savaş ajanlarını kendi amaçları doğrultusunda temin edebilme ve kullanabilme riskleri, 1995 Tokyo metrosunun Sarin gazı saldırısı benzeri, özellikle büyük şehirlerimizde metro istasyonları, otobüs-tren istasyonları, havaalanları, okullar, süper marketler vs. gibi toplu yaşanılan ve popülasyonun oldukça yoğun bulunduğu bölgelerde bu tür ajanların kullanılması olasılıkları, olayı daha büyük ve tehlikeli boyutlarda göz önünde bulundurmamız gerektiğini bize düşündürmektedir. Ayrıca,
KBRN ajanlarının rutin araştırmalar sırasında ve laboratuvar çalışmalarında küçük dozlarda da olsa kullanılması, bu ajanlarla olası bir maruziyete karşı önlem alınmasının gerekliliğini bize sunmaktadır.


KBRN silahlarının en önemli ve tehlikeli boyutunu, kimyasal ve biyolojik silahların yayılması oluşturmaktadır. Kimyasal Savaş ajanlarının gerek terörist amaçla, gerekse askeri amaçla kullanılması toplumda büyük zararlara yol açabilir. Kamuya açık tesisler, idari binaları, kitle taşım araçları gibi nüfus yoğunluğu fazla ve sansasyon yaratabilecek yerlerin hedef olarak seçilmesi halinde, kimyasal ajanlar ile yapılacak olası bir saldırı geniş halk kitleleri üzerinde tahrip edici etki yaratmakla kalmayıp, bu etkiyi ortadan kaldırmakla görevli hastane, karakol, ilk yardım üniteleri, haberleşme ve yayın sistemlerini de çalışamaz hale getirecektir.

Bu silahların, olası kullanım yerinin kullanılan maddenin belirlenmesi, yayılan kirliliğin yaratacağı tehlikeler, yerleşim birimlerinin alt yapısında yaratacağı hasarlar ve maruz kalanların reaksiyonlarının önceden tam olarak tahmin edilememesi, etkili, iyi işleyen ve her durumun göz önüne alındığı bir KBRN savunma sisteminin ve bu sistem içerisinde iyi bir koordinasyonun oluşturulması ihtiyacını doğurmaktadır. Ülkemizde özellikle KBRN ajanlarına maruz kalma durumunda alınması gereken tedbirlerin ve koruyucu faktörlerin tam olarak tesis edilememesi gerekli koruyucu ekipman ve malzemenin uygun özelliklerle ve sayılarda yeterince bulunamaması, bu konuda oluşturulacak sistemi ve içerdiği hazırlıkların önemini daha da arttırmaktadır. Bu maddelere ve bu maddelerle yapılacak atağa karşı savunma,  öncelikle askeri otorite olmak üzere resmi makamlardan beklenecektir. Bu makamların etkili ve koordineli olarak çalışmasının sağlanmasının gerektiği de unutulmamalıdır.

Bu sistem kapsamında değerlendirildiğinde; olası atağa maruz kalabilecek ve sorun oluşturabilecek problem alanlarının belirlenmesi gerekir. Sistemin yönetimi, tüm kuruluşlarını sivil, yerel yönetim ve askeri kuruluşlarla birlikte ve işbirliği halinde çalışmasını gerektirir. Özellikle bu silahların ilk kullanıldığı bölgede mevcut kurum ve kuruluşlar ile daha sonra bu bölgeye ulaşacak ünitelerin bağlı bulunduğu birimler arasında haberleşme ve koordinasyonun etkin şekilde oluşturulması gerekmektedir. Ülkemizde bu kuruluşları belirlerken ve kuruluşlarla ilgili görev ve sorumlulukları tanzim ederken, bunların elde mevcut imkanları göz önüne alınmalıdır. Bu görevleri yerine getirmesi için sahip olması gereken imkan ve kabiliyetler ile ihtiyaçlar da saptanmalı ve bunların tedariki yoluna gidilmelidir. Olay meydana geldikten sonra, başarılı bir sistemin ve reaksiyonunun gösterilmesi, bu kuruluşlar arasında karşılıklı olarak planlamaların geliştirilmesi, güncelleştirilmesi, koordine edilmesi ve düzenli olarak buna uygun aktivitelerin ve pratiğin gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Bu konudaki idari destek ve organizasyonun yanında, tıbbi destek sisteminin organize edilmesinin önemi de büyüktür. Bu açıdan, iyi planlanmış ve sistematize edilmiş tıbbi müdahale ve ilk yardım programları, KBRN ajanlarına karşı oluşturulacak savunmanın ilk aşaması olacaktır. Bu tür silahlar ile meydana gelecek taarruzlar ve olaylarda gerçekleşecek zayiatın kitlesel yaralanmalar ve ölümler şeklinde olacağı unutulmamalıdır. Bu açıdan sabit hastaneler yanında, mobil ilk yardım sağlık organizasyonları da reaksiyonda büyük bir yer oluşturacaklardır. Bu tür bir atakta arama-kurtarma faaliyetinde bulunacak üniteler ve görevleri belirlenmeli, bunlarla beraber, mümkün olan en kısa süre içerisinde tehlikeli ve kirli bölgelerin belirlenmesi özellikle bu ekipler tarafından sağlanmalıdır.