+90 532 282 67 59

"Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur."
(Mustafa Kemal Atatürk)

31 May 2021
0 yorum
786

Prof.Dr. Levent KENAR, Milliyet Gazetesinden Tunca BENGİN'e konuştu: Komplo teorileri virüs kadar dirençli çıktı

ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerikan istihbaratından Kovid-19’un kökeniyle ilgili yeni bir rapor istemesi virüsün Vuhan’daki bir laboratuvardan çıktığı teorisini yeniden alevlendirdi. Dolayısıyla salgın duyulduğu andan itibaren, internette ve sosyal medyada başlayan virüsün insan yapımı olduğuna dönük komplo teorileri de yine ivme kazandı. Özellikle de biyolojik silah iddiaları bağlamında. Yani dünyayı kasıp kavuran Korona virüsün doğal mı yoksa insan yapımı mı olduğuna dönük kafa karışıklığında tam anlamıyla bir gel-git durumu söz konusu. Çünkü bilim insanları ağırlıkla “virüsün yapısını bildiğimiz için, yüzde 90 insan yapımı olmadığını söyleyebiliriz” görüşünde olmasına rağmen yine bazı bilim insanlarınca dile getirilen karşı tezler de var. Örneğin; “yenilen yarasadan bulaştı deniliyor ama korona virüsü yemek yoluyla değil solunumla bulaşıyor” gibi... Ki bu bağlamda da şöyle diyorlar: Yarasadan gelmiş olsa bile bu işte mutlaka bir ara kaynak var orada. Bu kaynak doğal da olabilir, laboratuvarda üretilmiş de olabilir. Vuhan’daki laboratuvar bu virüsü yarasada sentezlemiştir, bunu da çoğaltmıştır. Ondan sonra bu nasıl oldu, nasıl etrafa bulaştı?.. Gerçekten de kafa bulandıran nokta çok. Hem de fazlasıyla... Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi KBRN (Kimyasal-Biyolojik-Radyoaktif-Nükleer) Tehdit Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda Kimyasal Biyolojik Radyolojik ve Nükleer Savunma Politikaları Geliştirme Derneği Başkanı da olan Prof. Dr. Levent Kenar anlatıyor: 

“Biyolojik silah olduğunu kuvvetlendiren nedenler var. Bizim Tıp Fakültesi’nde öğrendiğimiz mikro biyoloji derslerinde  virüsler, bakteriler belli bir, meteorolojik, coğrafik ortamda hayatlarını sürdürüyorlar. Fakat şimdi bu korona virüsün yayılımına baktığınızda 200 küsur ülkede bu virüs var. Ve bu ülkeler değişik coğrafya, meteorolojik şartlarda Ekvator’dan tutun Norveç’e kadar. Biri soğuk iklim, diğeri sıcak iklim. Mesela biyolojik silah ya da ajanın yapılarıyla oynayarak bu tür dirençler sağlatabilirsiniz laboratuvar ortamında. Bir de çok hızlı bir yayılım gerçekleşti ama Çin’in lokal bir bölgesinde bu var fakat Çin’in diğer sahil bölgelerinde böyle bir şey görmüyorsunuz. Bunlar hep şüphelendirici unsurlar.”

Değişik zamanlarda farklı semptomların ortaya çıkmasının da biyolojik silah olasılığını güçlendirdiğini belirten Prof. Kenar, devam ediyor:

“Mesela tat ya da koku almadaki bozukluklar ne zaman görülmeye başlandı? Geçen sene eylül gibi falan ortaya çıktı, dünyada yayınlandı. Yani 6-7 ay bu yoktu. Belki doğal olarak, en baştaki orijin olarak ortaya çıkmadıysa bile daha sonra bazı manipülasyonlarla gerçekleştirilmiş olabilir. Her şey olabilir geniş bakmak lazım olaya. Yani daha bir salgın gibi değil de farklı farklı boyutlarda ele almak gerekir. Ben buna biyolojik savaş değil biyo-ekonomik savaş diyorum o daha bir oturuyor. Çünkü; insanlarda hayatını kaybediyor ama ekonomiyi daha çok çökertti.”

Başta doğal olsa bile sonradan manipülasyonlarla farklı mutasyonlar gelişmiş olabilir anlamında mı?

“Olabilir tabi. Her şeyi düşünmek lazım. Asıl genomik yapıdan ne bileyim atıyorum ABD’deki, Meksika’daki genomik yapı laboratuvar ortamında farklılaştırılmış olabilir. Ya da mesela Hindistan bilimsel açıdan ve kaynakları açısından iyi konumda bir ülke, onu göçertmek içinde böyle bir şey düşünülmüş olabilir. Hepsini düşünmek lazım. Tabii bunlar bizim gibi ülkelerin yapacağı şeyler değil. Hani şu dünyada meşhur 5 ülke var ya eninde sonunda bunlardan çıkacak. Bunlar hep olasılık dahilinde ne zaman netleşir? Ancak yıllar sonra.”

Çıkar mı ortaya?

“Çıkar eninde sonunda çıkar. Hiçbir şey sır olarak kalmıyor biliyorsunuz bu dünyada, eninde sonunda 2025’ten sonra bunların hepsi açığa çıkar… Mesela büyük şirketler, PCR kiti üreten firmalar var. Adamlar bütçeleme yapmışlar 2026’ya kadar Korona virüsü PCR kiti üretmeye yönelik 13.1 milyar dolar gibi bir bütçe ayırmışlar. Hani biz bunu bitiriyorduk? Ne oldu yani. Bunlar çok iyi bilinen şaka yapmayacak firmalar, böyle işin içinde milyar dolarlar varsa bunun zaten şakası olmaz. Niye böyle bir bütçe ayırmış bu adamlar? Bir de virüsün patojinetisinin bu kadar artması da sıra dışı ve şüphelendiriyor. Bunlar hep benim kafamdaki sorular...”

Kaynak

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/tunca-bengin/komplo-teorileri-virus-kadar-direncli-cikti-6518717?sessionid=3