+90 532 282 67 59

"Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur."
(Mustafa Kemal Atatürk)

16 Eki 2021
0 yorum
112

Kovid-19’un kökeni hâlâ tartışmalı

Kovid-19 varyantları salgınla mücadelede yeni güçlükler ve belirsizlikler yaratırken, virüsün kökeni konusundaki kafa karışıklığı da devam ediyor. Yani salgın duyulduğu andan itibaren, internette ve sosyal medyada başlayan virüsün insan yapımı, hatta biyolojik silah olduğuna dönük komplo teorileri hâlâ var ve tartışılıyor. Çünkü bilim insanları ağırlıkla “Virüsün yapısını bildiğimiz için, yüzde 90 insan yapımı olmadığını söyleyebiliriz” görüşünde olmasına rağmen yine bazı bilim insanlarınca dile getirilen karşı tezler de bulunuyor. Özellikle daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız “Yenilen yarasadan bulaştı deniliyor ama koronavirüs yemek yoluyla değil solunumla bulaşıyor” ya da “Dünyadaki her coğrafyada, her iklimde, meteorolojik şartta virüs nasıl etkili oluyor?” gibi gerekçeler bağlamında. O nedenle, dünyayı kasıp kavuran koronavirüsün doğal mı yoksa insan yapımı mı olduğuna dönük kafalarda tam anlamıyla bir gel-git durumu da söz konusu. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Başkan Biden’ın talimatıyla seferber olan ABD istihbaratının yaptığı çalışmalarda dahi bu ikirciklilik kayda geçmiş durumda. Biden’ın Kovid-19’un kökeni bulunana kadar rahat uyku uyumayacaklarına dönük kuşkuyu derinleştiren sözleri de malum. Dahası, bir de virüs doğal başlamışsa bile belki daha sonraki mutasyonlarda bir insan parmağının değdiği manipülasyonlar da olabilir diyen bilim insanları da var. Onlara göre de virüsteki gelişmeler sıra dışı. Dolayısıyla, Kovid-19’un kökeni, çıkışı konusundaki kafa bulandıran noktalarla ilgili sürekli yeni tezler gelişiyor ve yeni arayışlar oluyor. Hem dünyada hem de ülkemizde. Mesela DSÖ, Kovid-19’un kökenini tespit etmek için 26 kişilik yeni bir uzman heyet kurduğunu duyurdu, buna karşılık Çin de bu çalışmaların sadece bilimsel olmayıp aynı zamanda istihbarat servislerinin bir girişimi olduğunu iddia etti. Ülkemizde de önceki gün “Kovid-19’un kökeni: Geleceği aydınlatmak” başlıklı, uluslararası, online bir panel gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi KBRN (Kimyasal-Biyolojik-Radyoaktif-Nükleer) Tehdit Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda Kimyasal Biyolojik Radyolojik ve Nükleer Savunma Politikaları Geliştirme Derneği Başkanı da olan Prof. Dr. Levent Kenar’ın organize ettiği ve moderatörlüğünü yaptığı panelde aralarında ABD’lilerin de bulunduğu yabancı ve yerli bilim insanları virüsün kökeni, çıkışı hakkındaki tezleri gerekçeleriyle birlikte savundular. O panelden de çıkan ortak görüş, şu andaki verilerle bu doğal bir olay gibi görünse de bunun insan yapımı ya da biyolojik silah olduğuna dönük kuşkuların devam ettiği yolundaydı. Hatta genom yapısı SARS ve MERS’le aynı olan virüsteki hastalık yapıcı etkinliği artıran moleküler değişikliğin de şüphelendirici bir durum olduğuna dikkat çekildi. Panelin içeriğini Prof. Kenar anlatıyor:

“Virüsün doğal ya da biyolojik silah olduğu konusunda yüzde yüz hayır veya evet diyen olmadı. Herkes ortada şu an. Birleştiğimiz konu nedir? Koronavirüs yarasalardan geçti deniliyor fakat yarasa ile insana geçiş arasında bir sıkıntı var, ara konakçı dediğimiz bir şey gerekiyor. Bu ara konakçının ne olduğu ortaya çıkmadı.”

Nasıl yani?

“Yarasadan pangoline geçti denildi ama ondan insana geçmesi için bir ara konakçı olması lazım. Çünkü virüs yiyerek değil solunumla bulaşıyor. Dolayısıyla, yarasalardan elde edilen, izole haldeki virüsün laboratuvardan kaçırılmış ve bu şekilde bulaştırılmış olabileceğinden söz edildi. Mesela yüksek güvenlikli denilen Vuhan’daki laboratuvarda 2004 yılında böyle bir kaza olmuş, iki kişi enfekte olmuş, hastalanmış zaten. Yani sicili bozuk olan bir enstitü burası. Virüslerin çalınması dahi söz konusu olabilir.”

Çalınma derken?

“Çalınma ancak içeriden olabilir, dışarıdan birinin girmesi çok zor, orası yüksek güvenlikli bir yer. Orada çalışanların birisinden dışarıya böyle bir sızma gerçekleştirilebilir. Bunların hepsi kapalı kutu ancak ileriki yıllarda ortaya çıkar. Siz o kültürlü ortamı dışarıya çıkarırsanız bulaşır. Bunu da bilinçli çıkartırsınız. Dolayısıyla, hâlâ bir sürü bilinmeyen nokta var.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün bu bilinmezler nedeniyle yeni bir araştırma kararı aldığını, kendisinin de bu heyete katılmak için başvurduğunu ama seçilemediğini belirten Prof. Kenar devam ediyor:

“Ben hâlâ bunun biyolojik bir silah olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünyanın dört bir yanında, coğrafyasında, farklı bölgeler, meteorolojik ortamlarda bulunması sıra dışı. Virüsün enfektesini azaltacak, geriye götürecek mutasyon hiç olmuyor, hep daha şiddetlenerek ortaya çıkıyor. Böyle olunca da biyolojik silah mıdır kuşkuları artıyor. Bunlar da ileride ortaya çıkar.”

Niye şimdi değil?

“Dünya şu anda bunun üzerine gidemez. Şimdi herkes kendi yaşam derdiyle uğraşıyor. Aşı ve tedavi yöntemleriyle uğraşıyor. Şu anda ölüm var, hastalık var. Bizim sıramız, yani biyolojik silah mıdır, laboratuvar ürünü müdür... Bunların hepsi o işler sonlanmaya yakın başlayacak. Hatta ben panelde ABD’li katılımcıya “İleride bunu Çin’in yaptığı ortaya çıkarsa ABD’nin ne gibi bir yaptırımı olabilir? Savaş mı çıkacak yoksa para cezası mı kesilecek?” diye de sordum. Şu anda bu da bilinmiyor. Her şey ortada açıkçası. Kafa karışıklığı devam yani.”